CHP Lideri Özel: "Filistin’de Mezalim Sürerken, Bu Ülkede Millet Aç ve İşsizken, Milletin Vekilinin Yeri Tatil Değildir"

29.08.2025

“BU MENFAAT, FİLİSTİN’DEKİ BİR ÇOCUĞUN AÇLIKTAN KIRILMASINA DEĞER Mİ? GAZZE’Yİ BOŞALTINCA ORADA TRUMP’A GOLFTE EŞLİK Mİ EDECEKSİNİZ?”

“TÜM DÜNYA ‘YAPMA’ DERKEN KIBRIS’A MÜHİMMAT İNDİREN HAVA KUVVETLERİNE BIRAKIN, FİLİSTİN’DE AÇLIĞI BİTİRSİN”

“ERDOĞAN’IN BAŞKANLIĞINDA TÜM LİDERLERİ FİLİSTİN’E DESTEK ZİYARETİ YAPMAYA DAVET EDİYORUM”

“BÖLGENİN EN GÜÇLÜ DEVLETİ TÜRKİYE’NİN KARŞI BİR SÖZÜ, AĞIRLIĞI, YAPTIRIMI OLMASI GEREKİR; BİZDEN BU BEKLENİR”

“ABD’YE, İSRAİL’E TIK YOK; AKSİNE BAKAN, TİKTOK ANLAYIŞIYLA SİYASET YAPIYORSA HAK ETTİĞİ DİLDEN CEVABINI ALIR”

“VERİLECEK KARAR TARİHİDİR: 1 MART TEZKERESİYLE ÖVÜNEN 98 AKP’Lİ VEKİL GİBİ TARİHİN DOĞRU TARAFINDA YER ALIN”

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, İsrail'in Gazze saldırısı, Filistin halkına yaptığı soykırım ve zulüm ile kıtlık politikaları ve bölgede var olan güncel durumu ele almak üzere olağanüstü toplanan TBMM Genel Kuruluna katıldı. Burada konuşan Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Sayın Başkan, kıymetli genel başkanlar, eş genel başkanlar, grup başkanları, saygıdeğer milletvekilleri, hepinizi Cumhuriyet Halk Partisi grubu adına saygıyla selamlıyorum” dedi. Özel, şunları söyledi:


“KOLONLARI KESİLMİŞ OLSA DA BİZE DÜŞEN MECLİS’E SAHİP ÇIKMAKTIR”

“Türkiye, anayasasında yazdığı şekliyle demokratik bir hukuk devletidir. Egemenlik hakkı millete aittir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, 86 milyon vatandaşımızın seçme iradesinin vücut bulduğu adrestir. Bu meclis, milli kurtuluş mücadelemizi yöneten, devletimizi kuran ve kalkındıran çatıdır. Sekiz yıl önce rejime kasteden bir anayasa değişikliği ile bu çatının kolonları kesilmiş olsa da bize düşen bu çatı yıkılırsa altında kalanın millet olacağı bilinciyle milletin iradesinin tecelli ettiği mekan olarak Meclisimize sahip çıkmaktır. Meclisten uzaklaşmak, siyasetin milletle bağını koparır. Meclise yaklaşmak, millete yakınlaşmaktır. İşte bu anlayışla Cumhuriyet Halk Partisi 9 siyasi partinin uygun görüşleri, ortak imzalarıyla ve tüm muhalefet partilerinin olumlu bakmasıyla İsrail’in Filistin’deki soykırıma varan katliamlarını görüşmek üzere Meclis’in toplanması için çağrıda bulunmuştur. Bugün burada milletimizin ortak iradesini ve vicdanını temsil eden tartışmaların yapılmasını, kararların alınmasını temenni ediyorum. Bunu temin etmek niyetiyle Meclis’i toplantıya çağıran Sayın Başkan’a ve katılan tüm siyasi partilere, milletvekillerine teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.”

“ECEVİT’İN İRADESİ HALEN FİLİSTİN’LE İLİŞKİLERDE KİLOMETRE TAŞIDIR”

“8 Ekim 2023’ten bu yana tam 691 gün geçti. İsrail 691 gündür Filistin’de katliam yapıyor, soykırım yapıyor. Bugüne kadar yarıdan fazlası kadın ve çocuk olmak üzere 70 bin masum insan öldürüldü. Filistin’deki sorunun tarihi, 20’nci asrın başlarına uzanmaktadır. Yıllar içinde on binlerce Filistinli, yurdundan edilmiştir. İsrail devleti 1948’de kurulduktan sonra da Filistin topraklarında kan ve gözyaşı durmıştır. İsrail, Birleşmiş Milletler’in 1967 kararına uymamış, iki devletli çözüm umudunu soykırıma varan bir gaddarlıkla çıkmaza sürüklemiştir. Cumhuriyet Halk Partisi, tarihsel bir tutarlılık içinde Filistin davasını savunmuştur, savunmaya devam edecektir. 1979’da üçüncü Genel Başkanımız, Başbakan Bülent Ecevit’in, Filistin Kurtuluş Örgütü Ankara’da ilk temsilciliğini açsın diye ortaya koyduğu irade, kararlılık halen daha Türkiye - Filistin ilişkilerinde en önemli kilometre taşlarından bir tanesidir. Partimiz Filistin mücadelesini Bülent Ecevit ve Yaser Arafat’ın kurduğu dostluğun, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Filistin’de verdiği mücadelenin çizgisinde devam ettirmektedir.”

“SOSYALİST ENTERNASYONAL 22 EYLÜL’DE GAZZE’Yİ GÖRÜŞECEK”

“Bugüne kadar tüm yurtdışı temaslarımızda, biraz önce Sayın Bakan’ın da kıymetlendirdiği gibi Filistin davasını savunduk. Aralarında 24’ü hükümet başkanı olan dünya genelindeki 119 siyasi partiyi İsrail’in soykırımına tepki göstermeye ve Filistin’i tanımayan davet eden mektuplar yazdık. Başkan yardımcılığını üstlendiği Sosyalist Enternasyonal’de, Avrupa’daki Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin sol, sosyal demokrat partilerinin çatı örgütü olan Avrupa Sosyalist Partisi’nde meseleyi sürekli gündemde tuttuk ve tüm karar tasarılarına Filistin’le ilgili bir desteği, İsrail’le ilgili bir kınamayı sokmayı mutlaka başardık. Ayrıca partimizde görev yapan Avrupa Konseyi’ndeki, Avrupa Parlamentosu’ndaki bütün arkadaşlarımız bu davayı en yakından sahiplendiler ve sürekli yurtdışındaki bu çalışmalarında gündemde tuttular. Sosyalist Enternasyonal’in 22 Eylül’de Madrid’de yapılacak olan toplantısının gündemine de tüm yakıcılığıyla Filistin konusunun eklenmesini sağladık. Bu konuda orada da etkin bir tutum ve sonuca yönelik bir kararlılık sergileyeceğiz. Tüm bu uluslararası çabalarımıza sonuna kadar devam edeceğiz.”

“İSRAİL’İN BU CÜRETİ NEREDEN ALDIĞIYLA YÜZLEŞMEK GEREKİR”

“Gelinen aşamada İsrail’in bugün iki kötü planı var. Bunlardan birincisi, Gazze’yi tamamen boşaltmak. İkincisi, Doğu Kudüs ile Batı Şeria’nın bağını koparmak. Bu, apaçık vahşi bir etnik temizlik politikasıdır. Bu planla amaçlanan hem 691 gündür Gazze’de sürdürülen soykırımı bir tehcirle sonlandırmak, hem de 1967 Birleşmiş Milletler kararını uygulanamaz hale getirerek başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devleti umudunu fiilen ortadan kaldırmaktır. Değerli milletvekilleri, çözümü bulmak için önce sorunu doğru tespit etmek ve İsrail’in bu cüreti nereden aldığıyla yüzleşmek gerekir. Bunun iki sebebi var. Birincisi, Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin koşulsuz desteğidir. İsrail’in arkasında ABD’de olduğu için hiçbir gücün kendisini durduramayacağını düşünerek Filistin’i adım adım yok etmektedir. İkincisi, bölgenin ve dünyanın caydırıcı olmaması, olamaması İsrail’i bu pervasızlığa teşvik etmektedir. 2,5 milyar nüfuslu İslam coğrafyasının yönetenlerin tutumları ya yetersizdir, ya da ne yazık ki İsrail’den yanadır. Bu durumda bölgenin en güçlü devleti olan Türkiye’nin buna karşı bir sözünün, bir ağırlığının, bir yaptırımının olması gerekir. Bizden bu beklenir.”

“TAM DE BU NOKTADA KÜRSÜDE KAYBETTİĞİMİZ HASAN BİTMEZ’İ ANIYORUM”

“Filistinli Alimler’in Başkanı Mervan Ebu Ras’ı hepiniz tanıyorsunuz. Şöyle hatırlayalım: Erdoğan’ın Arakan’daki tutumu üzerine bu duruşu mertçe bir dik duruş olarak nitelendirmişti, Erdoğan’a teşekkür etmişti. Anadolu Ajansı, bunu haberleştirdi. İktidara yakın medya günlerce bunu ön plana çıkardı. Şimdi aynı Filistinli Alim Mervan Ebu Ras, Müslüman Alimler buluşmasında, ‘Trump ve zalimler, açık açık İsrail’e her türlü desteği verirken başta Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan, Malezya gibi diğer ülkelerin liderleri neyi bekliyor?’ diye sorup ‘Bu durumdan utanmıyorlar mı?’ diyor. Şimdi Arakan’daki tutumu övdüğünde manşetlere taşınan bu alimin bu değerlendirmesinden herhalde bir çıkarımda bulunmak, bu meselenin üzerinde birazcık düşünme vaktidir. Türkiye’yi 23 yıldır yöneten, Filistin davasının son 23 yılında olan bir iktidarın burada samimi bir duruş göstermesi gerekiyor. Bu toplantı, Filistin için yapılmayanları ve yapılması gerekenleri konuşacağımız bir toplantı. Bu nedenle burada her şey açık açık dile getirilmeli. Çünkü artık serin salonlarda Netanyahu ile kayıkçı kavgası yapıp samimi bir duruş ortaya koyamayanların Netanyahu’ya laf söyleyip, onun baş destekçisi Trump’a tek kelam edemeyenlerin gizlendikleri maskeler düşmüştür. Milletimiz artık bu riyakarlığı içine sindirememektedir. Bu cümlenin tam da burasında, bu noktasında, bu kürsüde 12 Aralık 2023 tarihinde bu riyakârlığa isyan ederken hayatını kaybeden Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’i bir kez daha rahmetle ve minnetle anmak isterim.”

“YALANLADIKLARI İSRAİL İLE TİCARET ALENİYET KAZANDI”

“8 Ekim 2023’ten bu yana İsrail’le ticaretin kesilmesini istedik. O dönemde yapılan tüm araştırmalarda Türkiye’nin yüzde 80’i İsrail’le ticaretin devam ettiğini biliyor ve buna itiraz ediyordu. Ancak iktidar tarafından bu eleştirilerimiz, bu çağrılarımız en sert dille yalanlanıyor, İsrail’le ticaretin olmadığı iddia ediliyordu. Ancak Ticaret Bakanlığı bizim bu itirazlarımızdan tam 15 ay sonra, 15 Aralık 2024 tarihinde bir genelge yayınladı. Ve yayınladığı bu genelgeyle ticari ilişkilerin kesildiğini ifade ettiler. Bu genelge, o tarihten önce aylarca ‘İsrail’le ticaret yapmıyoruz’ diyenler sürdürdüğü cayır cayır ticaretin itirafı olmuştu. Bu tarihten sonra da İsrail’le ticaret üçüncü ülkeler üzerinde devam etti. Bunu da resmi verilerle ortaya koyduk. Çünkü Türkiye 2024’te İsrail’e en çok ihracat yapan 5’inci ülke olmuştu. Şimdi Türkiye limanlarına gelen ve İsrail’e yük getiren gemilerin askeri ve tehlikeli madde taşımadıklarını bildiren belge talep edileceğini, ben aynı WhatsApp grubu içinde olduğum bir yatılı okul arkadaşımın -uluslararası taşımacılık yapan bir şirkette çalışır- dünyada Türkiye kamuoyuyla yabancı bir haber ajansının haberinden öğrendik. Ama onun gayriresmi bir uygulama olduğunu, bir genelgesinin olmadığını ve olmayacağını, bu meselenin sadece sözlü talimatlarla yerine getirileceğini söylüyorlardı. Bu aleniyet kazandı. Ve dönüp de kimse tarafından yalanlanmadı. Öyleyse bu durumda geçen haftaya kadar İsrail’e askeri yük ve tehlikeli madde taşıyan gemilere bir şekilde izin verildiğinin, göz yumulduğunun itirafından başka bir şey değil. Bugüne kadar ticaretin devam etmesini protesto eden gençlerin gözaltına alınmasının, aslında bir suçluluk psikolojisinin sonucu olduğu da ayan beyan ortada.”

“DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ALGI İLE OLGUNUN YERİNİ DEĞİŞTİRMEYECEK”

“Diğer yandan Türkiye’nin İsrail’e yönelik uluslararası yaptırımlara öncülük etmesi gerektiğini ısrarla söyledik. Yakın zamanda bir Bogota Bildirisi tartışması yaşandı. Kolombiya’da Lahey Grubu ülkeleri Gazze için bir araya geldi. İsrail’e ağır yaptırımları içeren bir eylem planı hazırlandı. Planda İsrail’le ticaretin tamamen kesilmesi, Filistin topraklarında suç işleyenlerin bu ülkelerde yargılanması isteniyordu. 12 ülkenin imzaladığı bu plana, Türkiye imza atmadan ayrıldı. Sayın Bakan burada. Kendisine bu bildiriyi neden imzalamadıklarını sorduk. Birkaç gün sessiz kaldıktan sonra, bizim konuyu bilmediğimizi, en iyi ihtimalle yanıltıldığımızı ve etrafımızdaki arkadaşların bu konudaki yetkinliklerini de tartışan, üstten bir dille bir cevap vermeyi tercih etti. Ve dedi ki ‘Eğer biz bu bildiriyi imzalasaydık, UNCLOS’u delmiş olurduk. Eğer bunu yapmamızı isteyen varsa bizim Ege’deki tezlerimizin zarar göreceğini bilmeliler. Biz bu belgeyi imzalamayarak Türkiye’nin Ege’deki tezlerinin arkasında durduk. Ülkenin Ana Muhalefet Partisi, Yunan tezlerini mi destekliyor?’ Şu hamasete, şu polemiğe bakın. Cevap basitti. O 12 ülkeden ikisi metni şerh koyarak imzalamıştı. ‘UNCLOS ile ilgili şerh koyabilirdiniz ve imza atabilirdiniz’ dedik. Yine aynı üstten dille yaptığı birkaç itirazdan, birkaç gün sonra Bakan Yardımcısı çıkıp, CHP’nin söylediği şerhleri koyarak imzayı attıklarını söyledi. Daha sonra bana soruyorlar. ‘Ya Sayın Bakan ne dedi de bu kadar kızdınız?’ Yunan’ı denize döken, yarın 30 Ağustos. Büyük Taarruz’u gerçekleştiren, büyük bir zaferi kazanan, 9 Eylül’de ülkeyi Yunan işgalinden kazanan orduların komutanın kurduğu partinin Genel Başkanına ‘Yunan tezini destekliyorsun’ derseniz, hak ettiğiniz cevabı alırsınız Sayın Bakan. Yoksa bizim üzerine titrediğimiz bakanlıklardan biridir Dışişleri Bakanlığı. Ama Dışişleri Bakanı algı çalışmasıyla, algı ile olguyu yer değiştirmeye çalışmayacak. Kurtlar Vadisi müzikleriyle kendini derin devlet adamı gibi gösteren birtakım TikTok videolarıyla meşgul olmayacak. Aksine Bakan; Amerika’ya, İsrail’le tık yok, Türkiye’de varsa yoksa TikTok anlayışıyla siyaset yapıyorsa hak ettiği dilden cevap alır.”

“HİCRET İLE TRUMP’IN SÜRGÜNÜNÜ AYNI ZEMİNDE SERVİS ETMEYE ÇALIŞTILAR”

“Şimdi asıl mesele ABD yönetimi ve Trump meselesi. Trump bir gün çıktı, Gazze’nin muhteşem bir yer olduğunu, orayı boşaltacağını, tatil köyü yapacağını, kumarhaneler açacağını söyledi. İktidara müzahir bir gazete, bu iktidar için söz söyleyen, hedef gösteren, zaman zaman hakaret eden, bu iktidarın düşüncelerine önceden bir zemin hazırlayan gazete, döndü ve bunu bir ‘hicret’ olarak nitelendirdi. Hazreti Muhammed’in hicreti ile Trump’ın sürgünü aynı zeminde, aynı makuliyet ölçüsü içinde ve bir kutsiyet içinde servis etmeye çalıştılar. İşte bütün isyan, bütün Türkiye’deki insanların size gösterdiği isyan, anketlerde görülen yüksek tepkinin tek sebebi budur. Oturup bunu değerlendirmek, bunu konuşmak durumundasınız. İktidara müzahir gazete bunu yaptı. Peki Sayın Erdoğan Trump’ın bu açıklaması hakkında bir şey söyledi mi? Her birimizin elinde cep telefonları var. Bir arama motoruna girelim, Trump’ın bu yazısını yazalım ve buna itiraz diyelim. Özgür Özel’in 500 tane, bütün muhalefet partisi liderlerinin yüzlerce, 500 tane açıklamalarını görürsünüz. Erdoğan’ın bir itirazını, Trump’a buna karşı bir sözünü görebilecek misiniz? Elinizdeki cep telefonlarında bulun ve beni mahcup edin. Bunu yapamazsınız.”

“ERDOĞAN’DAN TRUMP’A BİR KINAMA DUYDUNUZ MU?”

“Bunun yanında Trump yönetimi Filistin davasını savunan bir yazı yazan Rümeysa Öztürk kızımızı 45 gün gözaltında tuttu. Erdoğan’ın Rumeysa’yı savunup Trump yönetimini eleştirdiğini duydunuz mu? Aynı zamanda ABD vatandaşı olan Ayşenur Ezgi Eygi kızımız Filistin'de İsrailli askerler tarafından öldürüldü. Biz Sayın Başkan ile beraber Didim’de cenazesindeydik. Bu konuda Erdoğan’dan Trump’a, Amerika’ya, İsrail’e bir kınama duydunuz mu? Yetmedi, Gazze’ye insani yardım götüren Madleen gemisine müdahale edildi. Mavi Marmara zamanında ‘Giderken bana mı sordunuz?’ diyen Erdoğan, Madleen gemisi için de tek bir cümle kurdu mu? Sayın Erdoğan tüm bunlardan sonra çıkıyor, ‘Özgür Özel benim Filistin hassasiyetimi sorgulayamaz’ diyor. Ben de kendisine diyorum ki ‘Zaten olmayan şey sorgulanamaz. Maalesef sizin Filistin hassasiyetiniz konjonktürelmiş. Konjonktör icap ettirdiğinde hassasiyet varmış.’ Şimdi bir Filistin hassasiyeti değil, bir Trump hassasiyetinden, bir Trump korkusundan söz etmek mümkün.”

“BU MENFAAT YÜZLERCE ÇOCUĞUN ÖLMESİNE DEĞER Mİ?”

“Gelelim Trump korkusu ve muhtaçlığın nereden kaynaklandığına. Sayın Erdoğan 19 Mart 2025’te bir karar verdi. Artık milletin desteğiyle ayakta kalmak yerine, baskıyla koltuğunu koruyabileceği bir düzen kurmayı tercih etti. Bu düzeni kurmak ve onu seçimde yenecek rakibinden kurtulmak için Trump’ın desteği lazımdı. Biz bu konuda Trump’a bilgi verildiğinden, icazet alındığından bahsettik. Bir yalanlama duymadık. Ne Amerika’dan ne buradan. Ama Amerika’nın Trump’ın en yakın ekibinden, ‘Türkiye bir üçüncü dünya ülkesidir. Orada muhalifleri alırsınız. İçeri tıkarsınız. Onları halledersiniz, yolunuza devam edersiniz. Erdoğan da böyle yapıyor’ dediğini duyduk. Sizden bu konuda tek bir kınama ve tek bir açıklama duymadık. Soruyorum şimdi, velev ki başardınız, velev ki Trump’ın desteğiyle rakiplerinizin hepsinden kurtuldunuz. Bir dönem daha iktidardasınız. Bunun karşılığında Filistin’in yok edilmesine değer mi? Bu menfaat Filistin’deki bir çocuğun gözyaşına, yüzlerce çocuğun açlıktan ölmesine, kırılmasına değer mi? Soruyorum Ortadoğu’nun İsrail egemenliğine girmesine değer mi? Filistin’in BM Temsilcisi şöyle diyor, ‘Bu kadar yaygın bir acıya karşı eylemsizlik suç ortaklığıdır.’ Bu eylemsizlikle Trump’la suç ortağı olmaya değer mi? Ne yapacaksınız? Gazze boşalttığında Trump’ın yanına gidip onun orada zevkle golf oynamasına mı eşlik edeceksiniz? Eğer böyle değilse, eğer itiraz ediyorsanız tam da oradayız. Gelin hep birlikte davranalım.”

“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’E AMBARGO VE MÜDAHALE ÇAĞRISI YAPIN”

“Örneğin buradan teklif ediyorum ve hiçbir Genel Başkanımızın buna itiraz edeceğini düşünmüyorum. Sayın Erdoğan’ın başkanlığında Türkiye’deki bütün muhalefet partilerini, Filistin’e destek ziyareti yapmaya davet ediyorum. Biz varız. Var mısınız? Var mısınız? Bugün bu Meclis’in çalışmalarına devam etmesi, tatile dönmemesi için bir önerge vereceğiz. Ve ilk iş, Filistin İzleme ve Destek Komisyonu kurulmasını teklif ediyoruz. Var mısınız? İsrail ile üçüncü ülkeler üzerinden olan ticaretler dahil, tüm ticari ilişkilerin resmi bir genelgeyle tamamen kesilmesini öneriyoruz. Var mısınız? Trump yönetimini Netanyahu'ya verdiği bu destekten, Netanyahu'ya savaş kahramanı dediği için Trump’ı kınamayı teklif ediyoruz. Var mısınız? Uluslararası Adalet Divanında, İsrail karşıtı bütün davalarda müdahil olmayı teklif ediyoruz. İsrail’e karşı açılacak tüm davalarda Türkiye’yi taraf olmaya davet ediyoruz. Filistin’de işlenen savaş suçları ve insan hakları ihlallerini belgeleyen her kuruluşa, diplomatik ve lojistik destek verilmesini teklif ediyoruz. Birleşmiş Milletler’in İsrail’e ambargo uygulaması ve Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün soykırıma müdahale etmesi çağrısını resmi olarak yapmanızı bekliyoruz. Var mısınız?

“EN BÜYÜK VEBAL BİZİM DEĞİLSE KİMİNDİR?”

“Değerli milletvekilleri şimdi bambaşka bir hususa değinmek isterim. Bu ülkelerin bir ortak özelliği var. Kanada, Singapur, Belçika, Mısır, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa, Almanya, İspanya, İtalya ve Endonezya. Bunların her birisi karadan yolladıkları insani yardım ulaşmayınca, Filistin’e havadan insani yardım ulaştırdılar. Türkiye yaptı mı? Yapmadı. Silahlı Kuvvetler’de bu konudaki en yetkin isimlere sorduk. Dediler ki ‘Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra hava indirmede en yetkin, bir talimatla onu en iyi yapabilecek ordulardan bir tanesi biziz. Türk Hava Kuvvetleri’dir. Bir talimatla biz Filistin’e gider, oradaki açlığı, susuzluğu, yokluğu gökyüzünden yağdıra yağdıra bitiririz.’ Ama bu bir siyasi karar gerektirir. Bu siyasi kararı almaya cesaretiniz var mı? Ya da soruyorum Filistin’de 300 tane çocuk açlıktan ölüyorsa, bunda vebal bütün dünyanınsa, en büyük vebal bizim değilse kimindir? Bunu yapmayacaksak, bizim dünyanın öbür ucundan gelen Kanada’nın yaptığını, Birleşik Arap Emirlikleri’nin yaptığını, Mısır’ın cesaret ettiğini, Singapur’un yaptığını yapmamamızın sebebi nedir? Sayın Bakanlarım, Sayın Başkanlarım size soruyorum. Gözünüzün içine bakarak soruyorum. 74’te bütün dünya ‘Yapma’ derken, o kadar imkansızlıklarla o günün teknolojisiyle adaya, askerin dışında tanksavarları, her türlü mühimmatı, hastaneleri indiren Hava Kuvvetleri’ne bırakın, Filistin’deki açlığı bitirsin. Bu kararı vermek için bu Meclis çalışmaya devam etmelidir.”

“FİLİSTİN’DEKİ ÇOCUKLARA ‘BİZİMKİLER’ DEDİRTEBİLECEK MİSİNİZ?”

“Arkadaşlar son olarak şu hususu hatırlatmak isterim. Trump yönetimi giderek otoriterleşiyor. Dünyanın otoriter yönetimleriyle de iyi ilişkiler kurmaktadır. Türkiye dahil pek çok ülkeyi biçimlendirmek istemektedir. Eğer iktidar Trump’ın bu politikasını bir tuzak olarak değil, bir fırsat olarak görüyorsa, büyük bir yanılgı içindedir. Ortadoğu’daki otoriter rejimler, ABD’nin politikaları ile inşa edilmiştir. Onların yerini almaya çalışan örgütler de ABD eliyle güçlendirilmiştir. Ama şimdi hepsi ABD eliyle tarihin çöp sepetine atılmıştır. Biraz geçmişi hatırlayalım. Beğenmediğiniz o eski Türkiye’de, Cumhuriyet Halk Partisi ile Milli Selamet Partisi koalisyonu kurulabiliyordu. O koalisyon Filistin için her türlü desteği verebiliyordu. ABD’ye meydan okuyabiliyordu. Bu iktidarın Trump’la sürdürdüğü ilişkinin hilafında, Türkiye’ye her türlü tehdide rağmen diplomasi sonuna kadar zorlanıyor, sonra ‘Ayşe tatile çıksın’ denebiliyor, Kıbrıs’ta ‘Acaba bu gece bizi mi katledecekler’ diye bekleyen masum kızlar gökyüzüne bakıp ‘Bizimkiler’ diyebiliyordu. Filistin’deki çocuklara ‘Bizimkiler’ dedirtebilecek misiniz? Oraya asker indir demiyorum. Silah indir demiyorum. Mama yolla, su yolla, un yolla, ekmek yolla. Bunu yapmadan sizi bu millet burada oturtmaz arkadaşlar, oturtmaz. Siyaseti siyaset olsun diye yapmıyoruz. Siyaseti söz olsun diye de yapmıyoruz. Siyaseti gerçekten hissettiğimiz için yapıyoruz. Gerçekten utandığımız için bugün buradayız. Bu Meclis tatildeyken Filistin’de bu mezalim sürüyorsa, bu Meclis tatilde olamaz. Bu ülkede çocukların hali böyleyken, bu ülkede millet açken, işsizken, milletin vekilinin yeri tatil değil, Meclis’tir.”

“KONUŞMANIZIN METNİ NETANYAHU’YA NİNNİ GİBİ GELDİ”

“Ve bundan sonraki süreçte sadece şunu söylüyorum Sayın Bakan. Büyük bir samimiyetle. Ve bunu yaptığınız takdirde bundan sonra eleştiri değil övgü alacaksınız. Emin olun sadece bizden değil, bütün partilerden. Ben sizin konuşmanızı dinledim. Netanyahu’nun danışmanı kulağıyla dinledim. Gitti dedi ki, ‘Bir şey yok. Çok çok bir ortak bildiri yayınlarlar. Bizi kınarlar, bir iki satır bir şey yazarlar ve sonra giderler, risk yok.’ Netanyahu rahatladı. Konuşmanızda durum tespiti dışında bir şey yoktu. Kaygı verecek bir şey yoktu. Bu Meclis’in gözünün içine bakıp da ‘Siz Kurtuluş Savaşı’nı yöneten Meclis’siniz. Merak etmeyin, burada bize güvenin’ diye söyleyebileceğiniz hiçbir şey yoktu. Şunu teklif ediyorum. Eğer Netanyahu'ya birazdan danışmanı gider ve şunu söylerse: ‘Erdoğan başta, bütün muhalefet liderleri Filistin’e gelmeye karar verdiler.’ Şunu söylerse: ‘Meclisleri tatildeydi, olağanüstü toplandılar. Daha 32 gün tatil vardı, her gün çalışmaya karar verdiler. Şunu söylerse: ‘Adalet Komisyonu çalışmaya karar verdi. Milli Savunma Komisyonu çalışmaya karar verdi. İnsan Hakları Komisyonu çalışmaya karar verdi. İstihbarat Komisyonu çalışmaya karar verdi. Dışişleri Komisyonu aralıksız çalışmaya karar verdi. Etkin bilgilendirme, bütün Meclis’in mutabakatı ile komisyonlarda çalışma ve Filistin’e destek için yasaların teklifi, Meclis’in haftanın yedi günü çalışmasına karar verdiler. Hep beraber bir ortak karara daha imza attılar. Türkiye, Filistin’in ihtiyaç duyduğu tüm insan yardım için Türk Hava Kuvvetleri’ne talimat verdi Meclis’in kararıyla.’ Eğer bunu söylerse, bu karar iletilirse Netanyahu bu akşam rahat uyumaz. Ama ona ninni gibi geldi. Ben konuşmanızın üslubuna bir şey demem, tonuna bir şey demem. Ama metni Netanyahu’ya ninni niteliğindedir. Netanyahu’nun uykusunu kaçırmak için birazdan vereceğimiz çalışmalara devam önergemize ve Meclis’in tüm komisyonlarına ve uluslararası alanda görev yapan milletvekillerine görevler, ödevler tarif eden, birlik beraberlik dayanışma tarif eden ama doğrusunu bilen, savunan, bu meselede Sayın Bakanın temenni, teşekkür cümlelerindekini fiiliyata geçirip bir bütün olarak Filistin davası için İsrail’e meydan okuyan Trump’a da ‘O kadar da değil’ diyen bir karar için tüm milletvekillerini çalışmalara devam önergemize oy vermeye davet ediyorum. Hepinizi selamlarken, hem Büyük Taarruz’da hem de Kurtuluş Savaşı’nda hayatını kaybeden hem de Filistin’de hayatını kaybedenleri rahmetle anıyorum. Bu Meclis’in tarihi oturumlarından bir tanesini yaptık. Bugün verilecek karar tarihi bir karardır. Tarihin doğru tarafında yer almanızı, 1 Mart tezkeresi ile övünen 98 AKP’li milletvekili gibi tarihin doğru tarafında yer almanızı bekliyorum. Bu konuda her birinizin vicdanına inanıyorum ve güveniyorum. Teşekkür ediyorum arkadaşlar.”


CHP GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL, TBMM GENEL KURULUNDA KONUŞTU

Benzer Haberler